7 Kasım 2019 Perşembe

Belgrad.. Beyaz Şehri Gezmek...


 Uzun zamandır yazmak istediğim güzel şehir, çarpan şehir Belgrad adını beyaz renkten alıyor. Yani ismi Beyaz Şehir.
Eski Yugoslavyanın başkenti olarak anılmasından sonra bu şehir, Sırbistan-Karadağ’ın gözdesi olarak anıldı ama şimdi ise Belgrad hepsinden öne çıkan başlı başına bir kahraman, bir star, bir odak noktası.
Belgrad iki bölgeden oluşuyor. Eski şehir, geleneksel kent merkezi, tarihi bölge olan Stari Grad ve yeni şehir Nova Grad.  Turistler için, gezmek isteyenler için, benim için, bir kenti merak eden herkes için öncelikle gezilmesi gereken yer “Stari Grad”
Stari Grad, da tarihi kale olan Kalemegdan (Eveet evet aynen de ismi Kale Meydan), surlarla çevrili eski kalesi, içinde müzeleri ve kocaman parklarıyla 1 tam günde detaylarıyla gezebileceğiniz ana merkez. Bu merkezin içinde çok büyük bir hayvanat bahçesi var ki benim bugüne kadar gördüğüm hayvanat bahçeleri arasında büyük olarak sayabileceğim türden.

Stari Grad’a devam edersek Eviya Çelebi; 17. Yy.da bu şehre geldiği zaman Belgrad’da 217 cami, 8 medrese, 17 tekke, 9 dârülhadis ve 6 hamamdan ve daha birçok eserden bahseder.  Bugün bunlardan sadece Bayraklı Camii, Damad Ali Paşa Türbesi, Şeyh Mustafa Efendi Türbesi, Sokollu Mehmed Paşa Çeşmesi ve bir iki küçük eser daha ayakta kalabilmiş.
Belgradda gezerken bir Avrupa kentinde olduğu gibi tepenize kocaman kiliseler, büyük bazilikalar çarpmıyor, bizim dinimiz de şuduuuuurrr gibi çaaaat diye tokat gibi inmiyor yüzünüze :) Her şey çok sade ve insan ölçeğinde. Kiliseleri var elbet ama kentin içinde bahçelere dağılmış, akışın içinde, kendi halinde..

Sokaklarda gezerken birden karşınıza bir çeşme çıkıyor ve Osmanlı’nın dokunuşunu görüyorsunuz. O kültür zenginliği o kadar kenti zenginleştirmiş ki. Bol çeşmeli, bol sulu, bol renkli Belgrad. Yemyeşil bir şehir.. Her yerde ağaç, yeşil, su.. Doğası çarpıyor bir kere!
Belgrad’ın sokakları ara ara kahve kokuyor, Balkanların soğuk gerçeğini her an yüzünüze vurmaya hazır burası! Bahar ayında gitmemize rağmen gölgede buz, güneşte sıcacık.
Kentin merkezi adeta capcanlı bir oganizma. Hiçbir yere benzemiyor kendine özgü. Saat 10’da bile market kuyrukları var. En hareketli dediğim İstanbul’da bile marketler 9 da kapanıyor düşününce. Ama Belgrad yaşıyor. Belgrad canlı :)
Şehrin arka tarafları, eski şehrin hemen yanı başı bitişik apartmanlarıyla, gri duvarlarıyla bana son derece asi, savaşçı ve soğuk Sırbistanı hatırlattı. Sanki bir müzenin içindeyim, birazdan içeriden askerler fırlayacak. Burada kimler yaşıyor yahu? diye de insan içinden geçirmiyor değil.

Zemun bölgesi beni en çok etkileyen yerlerden. Yeni kentte Tuna nehri’nin kıyısında kendi başına bir kasaba. Nehir kıyısında restaurantlar, cafeler dolu. Bol yemeli içmeli, eğlence merkezi. Arka sokakları yine tarihi.
Biz ailecek yani yanımızda 3.5 yaşında bir çocukla gezdik şehri :) Bence çocuklar için oldukça gezilmesi kolay da bir şehir. Bir kere eğimli değil. Yani ani yokuşlar, zorlu alanlar yok gezerken. Düz. Rahat. Gezilecek turistik noktalar yürümeye uygun. En önemlisi her yerde park var, o kadar geniş alanlara yayılmış ki parklar, hem her birinde farklı oyun alanları, oyun mobilyaları var hem de her an elinizin altında bir yeşil alana ulaşabiliyorsunuz. İşte biz İstanbul’da bu park işini çözemedik, en çok da buna takılıyorum!
Belgrad’ın büyük bir sıkıntısı trafik sorunu. Toplu taşıma yok denecek kadar az, turistler için de çok karmaşık.  Kentin her noktasında, saat kaç olursa olsun trafik var. Bu kısmını kendileri çözsünler bilemeyeceğim, sorry,  bizim İstanbul gibi bir sorunumuz var zaten.

Bazı şehirler iz bırakır, senden, içinden, ailenden, kültüründen bilmiyorum işte sende ne varsa ondan vardır içinde.  Belgrad işte tam da o. Seni tekrar çağıran, içine alan, tanıdık bir yerlere dokunan.. Görüyorsun bunu, hissediyorsun.
Gezilecek Yerler: Kalemegdan, Knez Mihaliova Caddesi (Belgrad’ın İstiklal Caddesi), Ada Ciganlija, Cumhuriyet Meydanı, Skaderlija (Belgrad’ın Montmarte’ı), Nikola Tesla Müzesi, Zemun Bölgesi
Aşık olacaklarınız: Tuna ve Sava nehirleri, Skaderlija, Zemun
Yemeden gelmeyin dediklerim: Cevapcici (Harika köftesi ve patatesi, çok da yabancı değil bize), Pljeskavica, Karadordeva Snicla


2 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...